Duyuru Yurt Dışından Gümrüksüz Alışveriş Sona Erdi

AndroidTvBoxTurkiye Çevrimdışı
18 Kas 2017
4,497
AB ülkeleri vatandaşını nasıl ithalatçı sınıfına sokmuyor? Aynı kurallar AB ülkelerinde de söz konusu... Bu arada ben de yurtdışında yaşıyorum. Aynı prosedürler AB ülkelerinin vatandaşları için söz konusudur.

AB vatandaşları, Türklere göre daha uyumlu davranış sergileme becerisine sahip olduğu için, katlanmak zorunda kalacağı prosedürleri öğrenince, hiç öyle protest davranış sergilemezler. Yurtdışına gıden - gelen birine temin ettirme yolunu tercih eder, genellikle...

Kargo şirketlerinin yapılanması, AB ülkelerinde yıllar önce tamamlandı, bitti. Bu işleri kargo şirketleri, müşterileri adına yürütmektedir. Elektronik ortamda vekaletini gönderdikten sonra, kargo firması, sizin adınıza bütün işlemleri yapmaktadır.

DH forumda yurtdışı ürün başlığında bir mesajım var. O mesajımı bulup okursanız, İspanyol kayınbiraderimin, Çin'den satın aldığı, matador ekmek fırını cihazı için satın aldığı şalterin, nasıl ve ne gerekçe ile reddedildiği okuyun. Devamında internetten, consumer ya da commercial ürün getirtmenin sınırlarının neler olduğunu daha iyi özümseyeceksiniz.

Gümrük birliği anlaşmasına imza koyduğumuz için, mal ve hizmet ithalat ya da ihracaatında, AB'nin aldığı kararları uygulamak zorundayız maalesef...

Bir önceki mesajımda ; "kimse kimsenin gönüllü pazarı olmaz" dedim ama konunun derinliğini anlamamışsınız, sanırım. :hmm
Hangi AB ülkesinde örnek verelim, yurt dışından 1 Euro'luk anahtarlık yada 5 Euro'luk mouse alındığında 18 bin - 20 bin Euro ödeniyor?

Ayrıca aynı kurallar AB ülkelerindede geçerli deyip olayı kasıtlı olarak çarpıtma niyetinde olduğunuz bariz belli oluyor. Bizimde yurt dışında yaşayan bir çok arkadaşımız var.

AB siyasetçileri, Türklere göre daha vatandaşını düşünme davranışı sergileme becerisine sahip olduğu için, hiç öyle vatandaşın zararına uygulamalar sergilemezler...
 
Son düzenleme:
Umut Barış Çevrimdışı

Umut Barış 

VIP
Top Poster Of Month
23 Kas 2017
21,911
Doğru söz... Ancak bu sorun 102 yıllık bir sorunumuz maalesef... Başbakanın ofisine eli cebinde pijama ile gıden işadamlarını gördü bu ülke...

Sermayenin tekeli akşamdan sabaha kırılamıyor maalesef...

Yani ekonomiyi güçlü, piyasaları canlı tutmak zorunda kalıyor hükümet( ler ) ...

Tabi bu durumda, kantarın topuzu her zaman sermaye tarafına kayıyor. 102 yıldır bu tekel kırılamadı.
102 mi? Ne kullanıyorsun bilmiyorum ama kafa pırıl pırıl.
Hiç kullanılmamış.
 
S Çevrimiçi

serkanguzel

Yeni Üye
8 Kas 2025
40
64
102 mi? Ne kullanıyorsun bilmiyorum ama kafa pırıl pırıl.
Hiç kullanılmamış.
Vallahi anlamaz demiştim, yanılmadım. :clap2

Hangi AB ülkesinde örnek verelim, yurt dışından 1 Euro'luk anahtarlık yada 5 Euro'luk mouse alındığında 18 bin - 20 bin Euro ödeniyor?

Ayrıca aynı kurallar AB ülkelerindede geçerli deyip olayı kasıtlı olarak çarpıtma niyetinde olduğunuz bariz belli oluyor. Bizimde yurt dışında yaşayan bir çok arkadaşımız var.

AB siyasetçileri, Türklere göre daha vatandaşını düşünme davranışı sergileme becerisine sahip olduğu için, hiç öyle vatandaşın zararına uygulamalar sergilemezler...
İlk paragrafın anlamı ; yurtdışından ürün satın almayın, diyor.

AB ülkesinde yaşayan böyle bir mantıksız alış verişe hiç yönelmez. AB vatandaşları, garanti, servis ve destek hizmetlerini önceler. Hal böyle olunca, yurtdışı menşeili ürünleri satın almamaya özen gösterir.

Aynı kurallar AB ülkelerinde de geçerlidir. Gümrük birliği diye belirttim ama Gümrük birliğinin kapsamı ve çerçevesinden haberiniz yok sanırım. Yani "kasıtlı olarak çarpıtma" sözleri adınıza talihsiz olmuş. Türkiye; ABD ve uzakdoğudan satın alınan ürünlere %60 vergiyi Gümrük birliği anlaşması nedeniyle koydu.

Hadi bana inanma... En azından temu'dan alış veriş yapanların ürün yorumlarını okusan, görürdün.

Yahu her neyse... "Kimse kimsenin gönüllü pazarı olmaz" diye iki defa yazdım. Aha bu da üçüncüsü....

Siz hükümet vergileri artırdı, alış verişleri kaldırdı vs diye hayıflanın durun. Ne diyeyim.
 
Son düzenleme:
K Çevrimdışı

KingOfShadow 

Aktif Üye
13 Kas 2021
202
23
Bize mustehak katılıyorum ama robot süpürgeye 1000tl ye aldığım aksesuar kitini Türkiye den 5000e alamam duş başlığı alacaktım 2000tl ye Türkiye de aynısı 5000tl robot bozulsa yedek parçaları Türkiye x4 x5 katı çok sıkıntı oldu bu durum
 
S Çevrimiçi

serkanguzel

Yeni Üye
8 Kas 2025
40
64
Sota Sota , Valla ne diyeyim ? Markalı cihaz kullanmak itibar olarak görülüyorsa, daha çok çalışıp, daha çok para kazanmak için gayret edilmeli. Tabi böyle düşünenlere yazıyorum.

Yurtdışında daha çok kazanılabileceğini düşünen varsa, herkesi buraya beklerim. Buyursunlar, gelsinler...
 
Sota Çevrimdışı

Sota 

Root
6 Mar 2016
24,059
Sota Sota , Valla ne diyeyim ? Markalı cihaz kullanmak itibar olarak görülüyorsa, daha çok çalışıp, daha çok para kazanmak için gayret edilmeli. Tabi böyle düşünenlere yazıyorum.

Yurtdışında daha çok kazanılabileceğini düşünen varsa, herkesi buraya beklerim. Buyursunlar, gelsinler...
üstadım daha fazla kazanmak gibi düşüncem hiç olmadı fakat Avrupalının 1/3 kadar kazanıp Avrupalıdan daha pahalıya yaşamaya katlanamıyoruz.
Söyle düşün ürün burada üretiliyor yerli malı ama avrupada o mal daha ucuz :deli
 
S Çevrimiçi

serkanguzel

Yeni Üye
8 Kas 2025
40
64
üstadım daha fazla kazanmak gibi düşüncem hiç olmadı fakat Avrupalının 1/3 kadar kazanıp Avrupalıdan daha pahalıya yaşamaya katlanamıyoruz.
Söyle düşün ürün burada üretiliyor yerli malı ama avrupada o mal daha ucuz :deli
Birkaç önceki mesajımda ; "Kimse kimsenin gönüllü pazarı olmak istemez." demiştim.

Yani burada sorunun asıl çözümü; ülkemizin diğer ülkelerinin gönüllü pazarı olmaması konusudur.

Yeri gelir, belirttiğiniz gibi, 1/3 kazanırız ama döviz çıkışını önlemek için, diğer ülkelerin ürünlerinin pazarı olmayız. Pazarı olursak, zaten iki yakamız hiç bir zaman bir araya gelmez.

( Bu arada dipnot olarak belirteyim. Avrupa ülkelerinde kiralar da çok yüksek... 70 m2 daireye 1247 euro kira ödüyorum. Isınma, elektrik, su, bina yönetim aidatı hariç... Hanım da çalışmasa, maaşım 40 m2'lik eski binalardaki dairelerin kirasına ancak yeter. Diğer masraflarla birlikte pek bi birikim yaptığımı söyleyemem. Çocukların geleceği için, sağlığım elverdiği yere kadar çalışmaya kendimi mecbur hissediyorum. )

Yani daha pahalıya yaşamayız aslında... Pahalı ürünlere talepte bulunmazsak, sorun kendiliğinden hallolur.

Bir de ülkemizde gelir dağılımı, AB ülkeleri ile uyumlu değil. Zenginimiz daha zengin, orta halliler de, fakirlik sınırına yaklaştı. Yani gelirlerimizle uyumlu yaşama becerisi gösteremiyoruz maalesef... Iphone kullanmayı prestij ve etiket olarak görüyoruz.

Avrupa da böyle bir kompleksi ben hiç bir zaman görmedim. Halkın ekseriyeti iphone kullanmıyor nerdeyse... Çünkü ipone satın alınca, o telefonla yapacağı bir iş/işlem yok. Iphone mu, tatil mi diye seçim yapmak zorunda kalsalar, seçimleri daima tatil, eğlenceden yana oluyor. Yani avrupalı mantalitesinden bahsediyorum.

Biz ise, yemiyoruz, içmiyoruz, Iphone alıyoruz. Birbirinden görenlere öyle bir etki yaratıyor ki, iphone kullanımı virüs gibi yayılıyor adeta... Yemeyip - içmeyip iphone parası toplayan bir gurup gencimiz ise, internetin sağladığı enformasyonla; "vayyy arkadaş, avrupadan pahalıya alıyoruz yavvv" diyerek hayıflanıyor.

Avrupa'da iphone telefonu, daha ziyade şirketlerde çalışan üst düzey yöneticiler kullanıyor. Çünkü dünyanın her tarafı ile iletişim halindeler... Telefonda belge alıp, gönderiyor. Dolayısı ile iphone ile iş yapıyor. Diğer telefonlarla da belge alınır - gönderilir. Ancak, iş yapanlar birbirleri arasında dosya paylaşımı yaptığı için, aldığı belge açılmadı vs sıkıntı ile karşılaşmak istemez. İş yapan için en önemli husus zaman olduğu için, iphone kullanmayı standart kabul eder. Zaten iş yapanların telefonlarını da çalıştığı şirketler veriyor.

Ara sıra şantiye gibi yerlere gittiğim oluyor. Mühendislerin elinde kalın - kalın markasız telefonlar... Kırılmasın, dağılmasın, ıslanmasın, tozdan etkilenmesin diye, adamlar çalıştığı ortama uygun telefonlar kullanıyor.

Yani demem o ki, şu starbucks kafe olayı, bizim gibi ortadoğu ülkelerinin halklarını derinden etkilemiş durumda... Geçenlerde Suudi Arabistan aktarmalı, Malezya'ya gittim. Hava alanındaki starbucks kafe full çekmiş, dünyanın her tarafından insanlar oturuyordu. Kafenin çevresindeki diğer kafelerde üç - beş yolcu vardı. Ben de geçtim, uçuş zamanına kadar sakin kafelerden birinde oturdum. İçtiğim kahve hem lezzetli, hem de starbucks'tan ucuzdu. Kahvenin yanında ekstra gelen ikramlar da cabası...

Şimdi gelelim AB ülkelerine... Starbucks kafelerde, ülkenin yerli vatandaşlarını göremezsin. Tercih edenler, yine ortadoğulular !

Biz ortadoğulular mantalite olarak, öyle kolayca anlaşılabilir insanlar değiliz maalesef... Avrupalı yere çöp atmaz. Ama Türkler ortadoğu kültürüne ait milletlerden biri olduğu için, çevreyi kirletmede sınır tanımaz.

Özetle; etkilenmeden yaşamayı becerebildiğimiz gün, avrupalı mantığına sahip olduğumuz gün olacaktır.
 
Son düzenleme:
Sota Çevrimdışı

Sota 

Root
6 Mar 2016
24,059
Birkaç önceki mesajımda ; "Kimse kimsenin gönüllü pazarı olmak istemez." demiştim.

Yani burada sorunun asıl çözümü; ülkemizin diğer ülkelerinin gönüllü pazarı olmaması konusudur.

Yeri gelir, belirttiğiniz gibi, 1/3 kazanırız ama döviz çıkışını önlemek için, diğer ülkelerin ürünlerinin pazarı olmayız. Pazarı olursak, zaten iki yakamız hiç bir zaman bir araya gelmez.

Yani daha pahalıya yaşamayız aslında... Pahalı ürünlere talepte bulunmazsak, sorun kendiliğinden hallolur.

Bir de ülkemizde gelir dağılımı, AB ülkeleri ile uyumlu değil. Zenginimiz daha zengin, orta halliler de, fakirlik sınırına yaklaştı. Yani gelirlerimizle uyumlu yaşama becerisi gösteremiyoruz maalesef... Iphone kullanmayı prestij ve etiket olarak görüyoruz.

Avrupa da böyle bir kompleksi ben hiç bir zaman görmedim. Halkın ekseriyeti iphone kullanmıyor nerdeyse... Çünkü ipone satın alınca, o telefonla yapacağı bir iş/işlem yok. Iphone mu, tatil mi diye seçim yapmak zorunda kalsalar, seçimleri daima tatil, eğlenceden yana oluyor. Yani avrupalı mantalitesinden bahsediyorum.

Biz ise, yemiyoruz, içmiyoruz, Iphone alıyoruz. Birbirinden görenlere öyle bir etki yaratıyor ki, iphone kullanımı virüs gibi yayılıyor adeta... Yemeyip - içmeyip iphone parası toplayan bir gurup gencimiz ise, internetin sağladığı enformasyonla; "vayyy arkadaş, avrupadan pahalıya alıyoruz yavvv" diyerek hayıflanıyor.

Avrupa iphone telefonu daha ziyade şirketlerde çalışan üst düzey yöneticiler kullanıyor. Çünkü dünyanın her tarafı ile iletişim halindeler... Telefonda belge alıp, gönderiyor. Dolayısı ile iphone ile iş yapıyor. Diğer telefonlarla da belge alınır - gönderilir. Ancak, iş yapanlar birbirleri arasında dosya paylaşımı yaptığı için, aldığı belge açılmadı vs sıkıntı ile karşılaşmak istemez. İş yapan için en önemli husus zaman olduğu için, iphone kullanmayı standart kabul eder. Zaten iş yapanların telefonlarını da çalıştığı şirketler veriyor.

Ara sıra şantiye gibi yerlere gittiğim oluyor. Mühendislerin elinde kalın - kalın markasız telefonlar... Kırılmasın, dağılmasın, ıslanmasın, tozdan etkilenmesin diye, adamlar çalıştığı ortama uygun telefonlar kullanıyor.

Yani demem o ki, şu starbucks kafe olayı, bizim gibi ortadoğu ülkelerinin halklarını derinden etkilemiş durumda... Geçenlerde Suudi Arabistan aktarmalı, Malezya'ya gittim. Hava alanındaki starbucks kafe full çekmiş, dünyanın her tarafından insanlar oturuyordu. Kafenin çevresindeki diğer kafelerde üç - beş yolcu vardı. Ben de geçtim, uçuş zamanına kadar sakin kafelerden birinde oturdum. İçtiğim kahve hem lezzetli, hem de starbucks'tan ucuzdu. Kahvenin yanında ekstra gelen ikramlar da cabası...

Şimdi gelelim AB ülkelerine... Starbucks kafelerde, ülkenin yerli vatandaşlarını göremezsin. Tercih edenler, yine ortadoğulular !

Biz ortadoğulular mantalite olarak, öyle kolayca anlaşılabilir insanlar değiliz maalesef... Avrupalı yere çöp atmaz. Ama Türkler ortadoğu kültürüne ait milletlerden biri olduğu için, çevreyi kirletmede sınır tanımaz.

Özetle; etkilenmeden yaşamayı becerebildiğimiz gün, avrupalı mantığına sahip olduğumuz gün olacaktır.
üstat beni yanlış anladınız.



 
S Çevrimiçi

serkanguzel

Yeni Üye
8 Kas 2025
40
64
üstat beni yanlış anladınız.




İki video'da da bahsedilenler; o marka ürünlerin, ihraç edildiği ülkelerde, pazara girme çabasından başka bir şey değildir.

Yani önce çok uygun fiyatlarla pazara girersin. Sonra, insanlar o lezzeti aramaya başlar. Sonra fiyatını belirlersin.

Mesela; alman markası nutella'nın fiyatı Türkiye'de yüksektir. Sebebi; nutella lezzetini arayan, diğer krem çikolatalara para vermez.

Daha bunun gibi insanlar için çok sayıda tercih durumu söz konusudur.

Video'yu yayınlayanlar ; izlenme sayısı üzerinden para kazanmayı hedefledikleri için, bu tür basit mantık sunumları ile kolay para kazama peşindeler.
 
Sota Çevrimdışı

Sota 

Root
6 Mar 2016
24,059
İki video'da da bahsedilenler; o marka ürünlerin, ihraç edildiği ülkelerde, pazara girme çabasından başka bir şey değildir.

Yani önce çok uygun fiyatlarla pazara girersin. Sonra, insanlar o lezzeti aramaya başlar. Sonra fiyatını belirlersin.

Mesela; alman markası nutella'nın fiyatı Türkiye'de yüksektir. Sebebi; nutella lezzetini arayan, diğer krem çikolatalara para vermez.

Daha bunun gibi insanlar için çok sayıda tercih durumu söz konusudur.

Video'yu yayınlayanlar ; izlenme sayısı üzerinden para kazanmayı hedefledikleri için, bu tür basit mantık sunumları ile kolay para kazama peşindeler.
üstadım bu örnekler çoğalır gider. Maliyet fazla olmasına rağmen demek ki kurtarıyor.

 
S Çevrimiçi

serkanguzel

Yeni Üye
8 Kas 2025
40
64
üstadım bu örnekler çoğalır gider. Maliyet fazla olmasına rağmen demek ki kurtarıyor.


Serbest piyasa ekonomisinde, fiyatlama ile maliyetler arasında doğrusal bir ilişki yoktur.

Üretici ürünün talep gösterildikçe zam yapar, talebi düştükçe de, indirim yapar.

Maliyetle satış fiyatı başa baş gelene kadar üretim yapmaya devam eder. Yani kazanmadan da ürününü satabilir.

Pazarını bölümlendirebilir. Yurtdışında farklı fiyatla, yurtiçinde farklı fiyatla satabilir.

Üretici için en önemli olan; sürekli ürün satabilmektir. Çünkü bu yolla sürekli üretimi garanti altına almak ister. Sürekli ürün satabilmek için, girdiği pazarlarda, aynı ürünü farklı fiyatlarla satar. Çünkü önemli olan ürününü girdiği pazarda tutundurmaktır.

Nutella örneğinde olduğu gibi, ürün tutundurulduktan sonra, üretici fiyatını artırır.

Pazarlama faaliyetleri, işletme bilimin bir koludur.

Özete gelecek olursak; video'lardaki ürünler, Türkiye'de tutun durul muş ürünler olduğu için, üretici fiyatı istediği seviyeden belirliyor. Girdiği pazarlarda ise, tutunmuş markaların pazarından pay almak için, uygun fiyatla satar.

Serbest piyasa ekonomisinde, üreticinin maliyeti düşük ama fiyatı çok yüksek gibi bir mantıksal ilişki yoktur.

Tüketici olarak; güç bizlerin elindedir. Fiyatı yükseltildiğinde satın almazsak, üreticinin üretimi yavaşlar. Üretim yavaşlayınca, karlılığı düşer. Üretim yavaşlamasın ve karlılık düşmesin diye, doğru fiyatlama yapmak zorunda kalır.

Yani her şey, yine biz tüketicilerin elindedir.
 
C Çevrimdışı

cyrpto

Yeni Üye
2 Ara 2022
12
38

S serkanguzel hocam tespitler ve yaklaşım akademik makale gibi ,ülke dışında yaşayan ve deneyimleyen sizsiniz. ülkemizde sosyal medya içerikleriyle hayal kuran, kıyas yapan ve bunu sonuna kadar savunan insanlar var, sosyal medya ne verirse alan, özgün tarzınız ve yaklaşım için tebrik ederim. 102 ve pijama meselesi zaten bu bilgi birikimini gösteriyor.​

 
Son düzenleme:
Sota Çevrimdışı

Sota 

Root
6 Mar 2016
24,059
Tüketici olarak; güç bizlerin elindedir. Fiyatı yükseltildiğinde satın almazsak, üreticinin üretimi yavaşlar. Üretim yavaşlayınca, karlılığı düşer. Üretim yavaşlamasın ve karlılık düşmesin diye, doğru fiyatlama yapmak zorunda kalır.

Yani her şey, yine biz tüketicilerin elindedir.
Tüketicinin gücü dediğiniz şey bu toplaklarda işlemiyor.
Aksine firma mal vermeyi azaltıp fiyatı iyice yükseltir birde bunu whatsapp gruplarında yaparlar. mesajlar sosyal medyaya düşer sonuç :bilmiyom
 
Geri
Üst Alt