Domuz köftesi helal olmuş... Köfteci YS

Ne diyim abi !? Lokantalarda sunulan hiç bir şeyin garantisi yok.

Kasabınızdan etinizi satın alıp, evinizde oturup cümbür cemaat afiyetle yiyin. Yani canınız köfte çektiğinde nefsinizi bu şekilde körleyin.

Bir de son zamanlarda ülkede, bu tür sahteciliği ve açgözlülüğü savunmak için, siyasi argüman üretenleri görmeye başladık. Yok adama iftira atılıyormuş da, falan fıstık fasarya...

Yahu sen koskoca marka olmuş bir firmasın. Bilmem kaç yerde şubeleşmişsin. Yani kurumsallaşmışsın. Kurumsallaşmış bir firmanın, yarı mamul( Karkas et ) ürün satın alım kuralları olur. Demek ki, yokmuş... Hazır adıyla ünlenmişken, karını maksimize etmeye odaklandığı anlaşılıyor.

Dinî ölçütler bir kenara, geviş getiren hayvan etinin insan sağlığına en uygun et olduğu, bilimsel olarak da kanıtlanmış zaten... Domuz, at, eşek eti, insan organizmasında başta sindirim sorunları olmak üzere, zararı var.

Kırgız ve kazakların ;

"at kesersen bir günde, uy( sığır ) kesersen bir cumada( hafta ) tüket"

diye ünlenmiş atasözü bile var.
 
20024 -2026 :) Yani konu açılalı 2 yıl olmuş mübarek, ben zaten alamam öyle yerlerden kıyma-et ne de olsa emekliyim,para biriktirip hanımla avrupa turuna çıkmayı planlamıştık ama bırak avrupayı TR turuna bile çıkamıyoruz :haha1
 
Öğrencilik yıllarımda 80 - 91 arası İstanbul'da yaşadım.

Vezneciler de esnaf lokantaları vardı. Çok güzel yemekleri olurdu. Okuldan çıkınca en yakın yer, veznecilere geçip öğle yemeklerimi orada yerdim. Yaşadığım yer, Fatih Karagümrük, Balat'ın yukarısı Draman'da minimal eski bir ev idi. Draman'ın hemen yukarısı Çarşamba'dır. Çarşamba'da ismailağa camiinin yanında iki çeşit yemeği olan küçük esnaflar vardı. Mesela; kuru + pilav satan ya da köfte + pilav... Çok lezzetli yemekleri olurdu.

Hafta sonları, gece Karagümrük, Fevzipaşa caddesi üzerinde, Dörtler işkembecisine giderdik.

Geç karaköy tarafına, öyle kaliteli yemek yapan esnaf lokantaları olurdu ki, boş masa bulmak için sıra beklediğim günleri hatırlarım.

Hülasası; yeme içme yönünden şanslı dönemde yaşadım vesselam. Şimdilerde ara sıra İstanbul'a yolum düşüyor. Eskiden beri hizmet eden lokanta haricinde, tanımadığım lokantalara gitmiyorum.

Benim yıllarım yurtdışında geçti. Hala da yurtdışındayım. Müze ve gösterişli tarihi yapıları görmek gibi bir merakınız yoksa, avrupayı görmemekle bir şey kaybetmedin, bence... Uzakdoğu ülkeleri içinde, yeme - içme, konaklama yönünden Türkiye'den ucuz ülkeler var. Mesela; Vietnam. Tam kafa dinlemelik bir ülke. Türkiye'de markalı otellerin fiyatı çok uçuk. Orada markalı bir otelde kahvaltı dahil, lüx bir ortamda normal fiyatlarla( günlük 50 dolar civarı ) kalıp, güç içi yorulmayacak yakın mesafelere küçük küçük geziler yapıp, çok güzel kafa dağıtılabilmektedir. Charter seferi ile iş yerimden topluca Natrang( naçang okunuyor ) diye bir şehre gitmiştik. 10 gün kaldık. Konakladığımız lüx ortama göre, neredeyse bedavaya tatil yaptık diyebilirim.

Yani araştırın, çok uygun fiyatlı lokasyonlar var. Yaş itibariyle, tedbirli olmak adına, ilk aşamada markalı organizasyon firmalarının güvencesiyle gitmek doğru olur.
 
Geri
Üst Alt